Tatul Hakobyan’ın Karabağ güncesi; Yeşil ve Siyah kitabınden alıtı, Yirmi yedinci bölüm-3

Ğacar hanedanlığından şah Ağa Muhammed, 1795 yazında 85 bin kişilik bir orduyla Şuşi kalesini kuşatarak, İran şahının egemenliğini kabul etmeyen İbrahim Han’ı kendisine boyun eğdirmeye çalışır. Şah Ağa Muhammed’in orduları 33 günlük sonuçsuz kuşatmadan sonra Gürcistan’a doğru hareket eder.1795 yılında şah tekrar Karabağ Hanlığı’na saldırır. İbrahim Han, Dağıstan’a kaçar. Şuşi’yi işgal ettikten kısa bir süre sonra Ağa Muhammed hizmetkârları tarafından öldürülür ve İran ordusu Karabağ’dan uzaklaşır.
İbrahim Han, Rusya’dan destek bulmaya çalışır. 1805 yılında Rus orduları Gence’yi [Gandzak, Yelizavetpol] ele geçirdiklerinde İbrahim Han, Prens Tsitsianov’la Kürekçay Antlaşması’nı imzalar. İbrahim Han’ın İranlıların tarafında geçmesinden şüphelenen Şuşi Rus taburu komutanı Lisaneviç, Şuşi yakınlarında saldırıp hanı ve sülalesinden birçok kişiyi öldürür. Lisaneviç’in hareketini onaylamayan çarlık yönetimi İbrahim’in oğlu Mehdi Ğuli’yi yerine tayin eder.
Amerikalı Ermeni tarihçi Richard Hovhannisyan, “Karabağ, XVII. yüzyılda, Rusya ve diğer Avrupa devletlerinin krallarını geniş, dağlık bölgeyi kurtarmak niyetiyle bir haçlı seferi düzenlemek için ikna etmeye çalışan Ermeni kurtuluş mücadelesi önderleri çıkartmıştır. İlk Rus ordu birlikleri XVIII. yüzyılda belirdiler ve nihayet XIX. yüzyıl başında, bölgeyi ıssızlaştıran Müslüman saldırılarından sonra Karabağ, Romanovların imparatorluğuna bağlandı”.
1804-13 yıllarındaki Rus-İran savaşı sonucunda İran, 12 Ekim 1813 tarihinde Gülistan Antlaşması’yla Karabağ ve Gence hanlıkları da dâhil olmak üzere, hemen tüm Kafkasya’yı Rusya’ya bırakmaktaydı. Karabağ, fiili olarak 1805’te Rusya hâkimiyetine geçmişti.
Panah’ın yaratmış olduğu Şuşi veya Karabağ Hanlığı 1823 yılında ortadan kalkar ve bölge, Hazar bölgesine bağlanır. 1827-28 yıllarındaki yeni Rus-İran savaşı 10 Şubat 1828’de Türkmençay Antlaşması’yla son bulur. Bu antlaşmaya istinaden Yerevan ve Nakhicevan hanlıkları ile Ordubad bölgesi Rusya’ya geçmekte, böylece Doğu Ermenistan’ın Rusya’ya bağlanması tamamlanmaktaydı.
Rus yönetiminin tesisi, Karabağ’ın özerkliğini geri vereceğine, daha büyük bir idari birime lokma edip sonunda da Yelizavetpol Eyaleti’ne birleştirildiğinden dolayı Ermenilerin beklentilerini tatmin etmemişti.
1840 yılında Transkafkasya’da idari düzenleme yapılır ve Tiflis ve Hazar bölgesinde, merkezi Şamakh olan Gürcü-İmeret eyaleti oluşturulur. Doğu Ermenistan’ın büyük bir kısmı Gürcü-İmeret Eyaleti’ne, Karabağ’ın da dâhil olduğu diğer kısım Hazar bölgesine bağlanır. XIX. yüzyılın 40’lı yıllarının ikinci yarısında gerçekleştirilen yeni idari bölünmeler sonucunda Tiflis, Kutayis, Şamakh ve Derbend eyaletleri oluşturulur. Doğu Ermenistan bölgeleri, ayrı bölgeler statüsüyle yukarıda belirtilen ilk üç eyaletlere bağlanır.
Rusya, 1867 yılında Transkafkasya’yı Kutayis, Tiflis, Yerevan, Yelizavetpol ve Bakû olmak üzere beş eyalete ayırır. Doğu Ermenistan’ın bir kısmı Yerevan Eyaleti’ne, kalanı ise Yelizavetpol ve Tiflis’e dâhil olur. Nakhicevan bölgesi Yerevan’a, Karabağ’ın büyük bir kısmı ise Yelizavetpol’a bağlanır. Bu idari bölünme, önemsiz değişikliklerle 1918 yılında Ermenistan ve Azerbaycan’ın bağımsızlıklarını ilan etmelerine kadar sürer.
Azerbaycan, Karabağ’ın stratejik olarak Ermenistan için olduğu kadar kendisi için de hayati olduğu kanaatindeydi. Azerbaycan’ın Yelizavetpol Eyaleti’ne olan bağlılığı, hemen tüm yolların batıya Yerevan’a çıkacağına, doğuya, Bakû’ye çıktığı gerçeğini göstermekteydi. Karabağ Ermenileri, ticaret açısından büyük oranda Bakû’ye bağımlıydı, binlerce Ermeni, Hazar Denizi kıyısındaki, hızla gelişen başkentte, petrol kuyularında ve yazıhanelerde sezonluk işçi veya sürekli çalışanlar olarak istihdam edilmekteydi.











